Ege Üni. Bisiklet Festivali
Wattmetre projesi üzerinde uğraşırken artık bunaldığım sırada Özgür (Güngör)'ün "baskısıyla" :D bisiklet festivaline katıldım.
1. Gün
İlk gün çadırları kurduk, Ankara'dan gelenleri bekledik. Kortej'e katıldığımız sırada süper bi su savaşı yaptık. Elindeki bidonla önümdeki grubu ıslatan elemana kendi çapımda savaş açayım diye suluğumdaki suyu fışkıttığım gibi karşılıklı düelloya girdik kendisiyle. Sonunda bütün bidonu formamı çekip sırtımdan aşağı boşalttı. Olsun, en azından kahramanlığı denemiş oldum. Kısmetse seneye daha büyük bi sulukla denerim.
Öğle saatlerinde makarna yaptık. Bu sırada yere serdiğimiz matların üzerinde oturup tanışma faslına devam ediyorduk. Kafamı sola çevirdiğimde gördüğüm arkadaş cidden tanıdık geldi. Her zamanki replik:
Hakikaten biraz ilginç oldu, cidden şaşıdım... Nereden nereye...
Yemekten sonra Erhan koşarak geldi:
İşin şakası bir yana, hakikaten "Su yok, Powerade vereyim?" geyiği son güne (hatta son ana kadar) sürdü. Kısaca Powerade ile yaptıklarımız:
Sabahleyin Anıl (Özüdoğru), Seçkin (Düzel) ve Serhat (Taşlıca) ile telefonlaştık. Serhat'ın çok işi vardı, pek uyduramadık, o yüzden Anıl, Seçkin ve ben, akşam üzeri buluştuk. Sohbet ederken ben de bir yandan arka lastiğe yama yapıyordum. Lastikle işim bittikten sonra oturup muhabbet etmeye başladık. Serkan (Taşdelen) sağolsun, bu güzel anı fotoğrafladı. Neden sonra Anıl "Haydi biraz dolaşalım" dedi, başladık yürümeye. Tam Feridun Düzağaç konserinin olduğu yere gelmiştik ki yine Anıl "Haydi şuraya çökelim" dedi, çöktük. Tabi konserin gürültüsünü bastıralım diye bağıra çağıra konuşunca benim ses gitti... Tüm festival boyunca anca meramımı anlatacak kadar sesim çıktı. Bazı arkadaşlarla o şekilde tanıştık, sanki benim sesim öyleymiş gibi acıklı acıklı "Abi o değil de, senin sesine ne oldu?" diyenler bile oldu. (Hani "Bu genç yaşta yazık..." kabilinden...) (Not: Festival bitti, sesim düzeldi)
2. Gün
Yakında...
3. Gün
Yakındakiyle aynı anda...
Seneye...
Birdahaki festivale bizim dönemin bisikletçilerini de bekliyorum, gelin yahu! Millet nerelerden gelmiş, misal ezgiler Ezgi'ler Antalya'dan gelmiş, siz de Türkiye sınırları içerisinde olduktan sonra gelebilirsiniz. Aslında öyle canavar bisikletçiler olmanıza da gerek yok. İhtiyacınız olan 4 tane şey var:
Cumartesi, 14 Haziran 2008
Turlar
Kurallar
Gerek uzun yollarda, gerek günlük turlarda 3 kişiden fazla olunduğunda uyulması gereken bazı kurallar vardır. Bu kurallar Karayolu Kanunu'nda belirtilmiş olmamakla birlikte bizlerin deneyimlerine dayandığından uyulması önemle tavsiye olunur.
Malzemeler
TAMAMLANIYOR...
Günay ve Serkan Yolda
Türkiye'de 7000 km'lik bir tura çıkan Serkan Taşdelen'in Elazığ - Malatya arasındaki yolculuğuna arkadaşım Günay Aktaş eşlik etti...
16 Mayıs Çarşamba
Saat 13.15'de Günay'la konuştuk, şu anda Malatya'ya 60 km kalmış. Kamp fotoğraflarını en yakın zamanda bekliyoruz.
25 Mayıs Cuma
Sonunda resimler geldi :)
Çarşamba, 16 Mayıs 2006
Tek Tekerli Römork (Karınca)
Uzun yol bisikletçiliğinde yüklerimi taşımada ulaştığım son nokta: Tek tekerli römork.
Aslında bu aracı 10 sene kadar önce İzmir-Çeşme'de bisikletli bir gezginde görmüştüm. O zamanlar o kadar da gerekli bir şey olduğunu düşünmemiştim. (Hatta "Manyak mı bu adam, niye bisiletle gidiyor ki?" bile demişimdir kesin :) Sonra kendim de uzun yol yapmaya başladım ve yükleri yerleştirmenin tahmin ettiğimden daha zor olduğunu gördüm.
İlk uzun yolum Alanya-İzmir (1021 km) idi. Bu yolculukta yük olayını çok abarttığımın farkındaydım. Böyle bir yük yerleşiminde arka tekere çok büyük miktarda yük bindiği için jant telleri kopuyordu. Bu yüzden son 350 km boyunca sürekli yerlere baka baka gelmiştim. ("Aman çukura girmeyim" diye)
Sonra aklıma o 10 sene önce gördüğüm römork geldi. Bir ara internette de görmüştüm. Hatırlayabilmek için biraz resim araştırması yaptım ve sonunda bunu yapmaya karar verdim.
Karınca-1
Karınca-1 ile 2000 km yol yaptım. Daha sonra Karınca-2'nin imalatı için sanayi sitesinde uğraşırken çalındı. Karınca-1 oldukça sağlam bir yapıya sahipti, ancak bu da ağırlık olarak geri dönüyordu. Oldukça kalın malzemeden yapılan Karınca-1'in ağırlığı 12.5 kg'dı.
İşlevselliğine ise diyecek yok, kesinlikle harika. Resimlerden birinde çadır yerleşimim görülüyor. Çekicimi çadırın içinde bir yana yerleştiriyorum, yatarken de bisikleti çadırın ortasına alıyorum; bana da tek kişilik yer kalıyor. Konaklama noktasına ulaştıktan tüm malzemeleri içeri alıp uyku vaziyetine geçmek için 7 dakika yetiyor. Sabahleyin toparlanmak da bir o kadar kısa sürüyor.
Karınca-2
Karınca-2'de sağlamlık aynı kalırken ağılık 7.5 kg'a düşürüldü. Bu araçları tam yükle (40 kg) merdiven inerek denedim, aşırı yükle (70 kg) düz yolda denedim; "bana mısın" demedi.
Bazen toplu taşıma araçlarına binmek gerekebiliyor. (Örneğin: Şehirlerarası otobüsler) Böyle bir durumda da otobüse yerleştirmek hem çok kolay hem de güvenli oluyor. Römorku bisiklete kitleyerek sık sık durup yolucu alan araçlarda olası riskleri önleyebiliyorsunuz.
Yaptığım römorkun deneyebildiğim en yüksek hızı 88 km/saat. Bu römorkla en çok 70 kg taşıdım. Tam yükle giderken ellerinizi bırakabileceğiniz kadar da dengeli.
Beast Of Bourden (B.O.B) firması da bu römorklardan üretiyor. Onların izin verdiği en yüksek hız 40 km/saat, ağırlık sınırı 32 kg. Bu durumda daha iyi bir iş çıkadrığımı söyleyebilirim.
Karınca-3
KKU'un Nükleer Fizik Laboratuvarı'nda yürütmekte olduğumuz projemize 1 aylık ara vermemizi fırsat bilerek İzmir'e tatil yapmaya geldim. Ne zamandır Özgür (Güngör)'e verdiğim sözü tutmak için vakit kolladığımdan, bunun iyi bir fırsat olabileceğini düşünerek Karınca-3 yapmaya karar verdim.
MTBTR'de duyurduktan sonra 4 tane Karınca malzemesi hazırlamak üzere Kırıkkale'deki sanayiye giderek freze ile imal edilecek parçaları hallettim. Ardından alelacele İzmir'e gelerek yeni tasarımda değişecek yerleri belirlemeye başladım.
Bu sefer gerçekten her ayrıntıyı kendim yapmaya karar verdim. Önce boruları alacak, boru bükme aleti yapacak, ardından boru bükmeyi öğrenecek, ardından boruları bükecektim. Vaktimin çoğunda takımları hazırladım. Tabii böyle olunca tahmini bitiş süresinin çok çok üzerine çıktım.
Teknik özellikler:
Tüm bunlara ilaveten, Karınca-3'ü B.O.B'un yaptığı (Yak) ile karşılaştırırsak üstünlükler şöyle sıralanabilir:
Karınca-3'ün fiyatı 300 YTL (+ su geçirmez çanta için 20 YTL)'dir. Bu fiyata KDV dahil değildir.
B.O.B*
Ayrıca demirden yapıldığı için olası bir kırılma durumunda en yakın sanayide (ya da kasabada) kaynakçı bularak işinizi halledebilirsiniz. Hani olmaz ama oldu diyelim, en azından kaynak yapma şansınız var. Eğer BOB Yak ya da BOB Ibex gibi bir şey almış olsaydınız büyük il sanayilerinden başka bir yerde kaynak yaptıramazdınız, zira adamlar çelik kullanıyor.Fotoğraflarda birkaç yamulmuş Yak parçası görüyorsunuz...
Cumhuriyet'e Pedal (1)
Yol Notları
Resimler